Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mayıs 2009 Cumartesi

Kitap: Sarı Sessizlik




http://www.sarisessizlik.com/

21 Mayıs 2007 Pazartesi

Kitap: Sarıkamış'tan Esarete

Sarıkamış'tan Esarete

Yazar : Sami Önal
Yayınevi : Remzi Kitabevi




Tuğgeneral Ziya Yergök'ün anıları, Sarıkamış faciasını ve ardından esarette geçen zorlu altı yılı kapsıyor.

Sarıkamış harekatında açlık, soğuk ve bitkinlikle boğuşulan acı dolu günler... Yaralanıp Ruslara esir düştükten sonra Sibirya kamplarındaki yaşam mücadelesi ve kaçış planları... Dönüş yolunda Baku'da Mustafa Suphi'nin arkadaşlarıyla karşılaşması ve ardından Batı Cephesi'ne asker sevkıyatında görev alması...

Ziya Yergök, tarihe tanıklık eden yaşamını bir roman çekiciliğinde sunarken, savaş yıllarında gözlemlediği asker pskilojisini ve esaret yıllarında tanık olduğu Orta Asya'ya özgü geleneksel yaşam biçimlerini de çarpıcı bir üslupla yansıtıyor.

ISBN : 975-14-1075-4
Basım Tarihi : Kasım 2005

Sarıkamış Yolun Sonu

Sarıkamış Yolun Sonu

Sarıkamış Yolun Sonu, Balkan bozgunu ile başlayıp Sarıkamış'ta tamamlanan bir çöküşün dramatik tarihini gözler önüne seriyor. 1878 Savaşı'yla başlayıp 40 yıldan fazla süren ızdırabı aktaran Dr. Ramazan Balcı, ülkenin milli bünyesini sağlam tutmak için ortak acıların unutulmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Azmin, fedakarlığın ve Türk halkı ve askerinin en zor şartlarda vatanı için neleri göze alabileceğinin bir göstergesi olan Sarıkamış, yüzyıllardır Türk toplumuyla beraber yaşayan birtakım unsanların, etle tırnak olduklarını unutup hangi değerleri göz ardı ederek neler yapabileceklerinin de ibret dolu belgeselidir.
Sarıkamış Yolun Sonu, acıyla biten ve nice kan ve gözyaşına sebep olan bu problemlerin kaynağını görmemenin daha büyük bir felaket olduğunu gözler önüne seriyor.

"İlk günlerde zorluklar kendini göstermeye başladı. Kar ve tipi sebebiyle erzak ve cephane ambarları Yeniköy'den ileriye alınamadığından, kıtaların yiyecek ihtiyaçlarını bulundukları bölgelerden temin etmeleri isteniyordu. Ayrıca cephane idareli kullanılacaktı.
Her türlü olumsuzluğun geriden gelecek ikmalle değil, ileride kavuşulacak nimetlerle giderileceği telkin edilmekteydi..."
Yazar: Ramazan Balcı
Yayınevi: Babıali Kültür Yayıncılık


Kitap: Sarıkamış Beyaz Hüzün

Sarıkamış Beyaz Hüzün

Yazar : İsmail Bilgin
Yayınevi : Timaş Yayınları

"Faik Çavuş, şunu aklına koy ki, sen de ideallerini unutacak ve unutulacaksın."

"Unutulmayacağım! Beni unutamayacaklar." Faik Çavuş öfkeyle dizlerinin üstüne çökte. Ellerini açıp haykırdı: "Beni unutmayacaklar! Ne beni ne de bizleri! Akıbetimiz ne olursa olsun, Sarıkamış'a yürüyenleri unutmayacaklar!

Sarıkamış'a girsek de girmesek de bizi unutmayacaklar!

Mezarımız olsa da, olmasa da, bizi unutmayacaklar!"

Sarıkamış Harekatı, her türlü imkansızlıklar içinde kırık bir ümidi gerçekleştirmeye yönelen ama sonu hazinle biten bir felakettir. Sarıkamış/Beyaz Hüzün, tarihimizdeki bu hazin harekatın nasıl gerçekleştiğini anlatmak, askerimizin hem tabiatla, hem de Ruslarla olan mücadelelerini gözler önüne sermek ve Sarıkamış şehitlerinin hatırlanmasını sağlamak amacıyla kaleme almıştır. Bu kitap; okurları tarihin acılarla dolu bir sayfasına, bütün olanaksızlıklara ve karakışa rağmen Osmanlı askerinin vatanını korumak için inançla ve azimle verdiği mücadeleye tanıklığa davet eden bir hüznün hikayesidir.

ISBN : 975-263-356-0
Basım Tarihi : Aralık 2005

20 Mayıs 2007 Pazar

Kitap: Sarıkamış / Bir Hüznün Tarihi

Sarıkamış / Bir Hüznün Tarihi


Tarihimizin en hazin sayfaları yeni bir kitapta can buluyor. Kafkas Cephesi’nin her yönden işlendiği, Sarıkamış Harekatı’nın perde arkasının anlatıldığı “Bir Hüznün Tarihi Sarıkamış” kitabı Yitik Hazine Yayınları tarafından piyasaya sunuldu.

Sarıkamış Dayanışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez’in danışmanlığında hazırlanan kitapta Bingür Sönmez’in kendi arşivinde bulunan ve ülkemizde ilk defa yayınlanan fotoğraflar bulunuyor.

Eser Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı öncesindeki durumunu özetlenerek başlıyor, bu savaşa nasıl girildiği ve akabinde nelerin yaşandığı teferruatlı olarak ortaya konuyor. Kafkas Cephesi’nin her yönden incelendiği kısımlarda dramın çok farklı yönlerinden bir tablosu çıkartılıyor, çeşitli değerlendirmeler yapılıyor.
Kitabın yazarı Tarihçi Muzaffer TAŞYÜREK kitabın hikâyesini şöyle anlatıyor: “Allahuekber Dağı zirvesindeki şehitlik anıtında şöyle yazar: ‘Allahüekber Dağlarında; Birinci Dünya Harbi’nde, 1914 senesi aralık ayında yapılan meydan muharebesinde vatanları uğruna ölen aziz Türk şehitlerinin yüksek hatıraları için…’ bu ifade beni her vakit çok etkilemiştir. Türk gençliğinin bu acılardan ders alması gerektiğini düşünerek ve piyasada yeterli sayıda kitap olmadığı için bu kitabı kaleme almaya karar verdim. İstedim ki kefenleri kar kabirleri kar olan kahramanlar biraz daha tanınsın.”
302 sayfalık kitapta Sarıkamış Harekâtı’nın sadece askerî ve siyasi yönü üzerinde durulmayıp insani taraflarına da yer verilmiş. Harekâta bizzat katılan Osmanlı ve Rus subaylarının hatıralarından alıntılar yapılarak eser sıkıcı tarih kitaplarından sıyrılıp roman tadında bir araştırma kitabına dönüşmüş. Genelkurmay arşiv belgeleri taranarak cephe içinde yapılan yazışmalara ağırlık verilmiş. Bu yazışmalarda çaresizliği, her şeye rağmen yaşatılmaya çalışılan umudu, imkânsızlıklar içinde yapılan mücadeleleri görmek mümkün.

“Bir Hüznün Tarihi Sarıkamış” kitabının danışmanlığını Sarıkamış Dayanışma Grubu Başkanı dünyaca ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Bingür SÖNMEZ yapmış. SÖNMEZ kitap için “Bu kitap inanılmaz bir arşiv taraması yapılarak 1912 yılında Balkan Savaşı ile başlayan Osmanlı’nın çöküşünün ardından 1. Dünya Savaşı’na nasıl girdiğimizi ve bu çöküşün Sarıkamış’ta nasıl tamamlandığını ortaya koymaktadır. Sayın Taşyürek bu son Haçlı seferini bize gün gün izlettirmiştir. Sarıkamış’ta harp tarihinde örneği görülmemiş bir emre itaat yaşanmıştır.” diyor. Bingür SÖNMEZ kitabın başına yazdığı takdim yazısında Rusların savaştan sonra esir aldıkları 7.000 civarında Osmanlı esirinin sayısını yeterli bulmayarak yerli halktan ihtiyar, kadın ve çocukları da esir alarak Sibirya’ya sürgüne gönderdiklerini belirtiyor. Kendi aile büyüklerinden şehit olanların isimlerini veriyor ki bunlar içinde Sibirya’ya sürgüne gönderilen babasının babası olan Kara Hasan Dede de bulunuyor.

Sönmez “Sarıkamış ile ilgili faaliyetler düzenlemeye başladıktan sonra ‘Dr. Bingür’ün başka işi yok mu?’ diyenler oldu. Bir de verilen 90.000 şehit sayısının o kadar olmadığı söylediler. Kimileri 20.000 kimileri 68.000 gibi rakamlar verdiler. Ama halkımızın belleğinde yer edinen ağıtlarımızda; ‘kırılan 90.000’ fidandan bahsedildiğini hiç görmediler. Biz hiçbir zaman şehit sayısı üzerinde durmayacağız. 90.000 şehit Sarıkamış için artık bir sembol olmuştur. Ülke olarak değil 90.000, 9.000, 900, 90 hatta 9 şehidimize bile sahip çıkmak hepimizin borcudur.” diyor.

Sarıkamış Harekâtı’na dair çok sayıda fotoğrafın bulunduğu kitapta yer alan bazı fotoğraflar Bingür Sönmez tarafından Rus arşivleri taranarak bulunmuş. Pek çoğu ülkemizde ilk defa yayınlanan fotoğraflar bulunuyor. Eser bu yönüyle de Türkiye’de Kafkas Cephesi ile ilgili yazılan en kapsamlı kitap olmuş oluyor.
Tarihe sığmayan kahramanlarımızın ders kitaplarımızın bir paragrafına sığdığı düşünülecek olursa; - 25 derece soğuk, bir buçuk metre kar, olabildiğine engebeli bir arazide dağlara yazılan bu destanın bilinmesi için bu kitabın herkes tarafından okunmasında büyük fayda olacağı muhakkak.

16 Mayıs 2007 Çarşamba

Kitap: Enver Paşa ve Sarıkamış Harekatı


Konu: Tarih-Sarıkamış

ISBN: 9754375127

Barkod: 9789754375121

Ait Olduğu Dizi: Kültür Serisi:270

Çeviren:

Sayfa: 229 Ebat: 12*19,5 cm

Baskı Yeri: İstanbul

Ötüken Neşriyat

Kitap: Makedonya'dan Orta Asya'ya Enver Paşa

Kitabın Adı Makedonya'dan Orta Asya'ya Enver Paşa
Kitabın Yazarı Şevket Süreyya AYDEMİR
Yayınevi ve Adresi Remzi Kitabevi Cağaloğlu-İSTANBUL
Basım Yılı 1986

KİTABIN ÖZETİ :

Şevket Süreyya Aydemir tarafından hazırlanan bu kitap Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerine ışık tutacak bir belge niteliği taşımaktadır. Yazar olayların önemli bir bölümünü tarihi bir tanık gibi gözlemlemiş ve özellikle Enver Paşa'nın Sovyetler Birliği topraklarında bulunduğu tarihlerde kendisi de Azerbaycan'da bulunmuş ve Enver Paşa ile görüşme şansına sahip olmuştur.

Makedonya'dan Orta Asya'ya Enver Paşa kitaplarında, Enver Paşa konusu etrafında 1860-1922 yılları arasında geçen olaylar incelenmekte ve yakın tarihimizin bu en önemli dönemlerinden biri yorumlanmaktadır. Eser 3 cilt olarak hazırlanmış ve her ciltte Enver Paşa'nın belirli bir dönemi incelenmiştir. Her dönem özet olarak aşağıda sunulmuştur.

MAKEDONYA'DAN ORTA ASYA'YA ENVER PAŞA - I :

İsmail Enver 23 Kasım 1881 günü İstanbul'da doğdu. Babası uzun yıllar Manastır vilayeti Bayındırlık teşkilatında kondüktör olarak çalışan; Gagavuz Türklerinden Ahmet Bey, annesi Ayşe hanımdır.

İlköğrenimine İstanbul'da başlar ve Manastırda bitirir. İsmail Enver orta derecede bir öğrencidir. Askeri Rüştiye (Ortaokul) ve Askeri İdadîyi (Lise) Manastır'da bitirir. Müteakiben İstanbul'da Harp Okulunu ve 1902 yılında da Harp Akademisini yüzbaşı rütbesi ile bitirmiştir.

İlk siyasî macerası amcası Halil Bey (Halil Paşa) ile birlikte Yıldız Sarayında sorgulanmaları ile başlar. Enver Paşa öğrencilik yıllarında Yeni Osmanlılar ve Birinci Meşrutiyetin siyasî akımlarıyla yakından ilgilenmiş; Namık Kemal, Ziya Gökalp ve Mithat Paşa'dan etkilenmiştir.

30 Ağustos 1906'da binbaşı olan Enver Paşa Ekim 1907'de Rumeli'de Osmanlı İmparatorluğu'na isyan eden eşkiyaların takibine görevlendirildi, Enver Paşa'yı 1908'de Padişaha karşı dağa çıkmaya ve Hürriyetin ilanına sevk eden ruh ve staj hazırlığı bu eşkiya takibi vazifesi ile başlamıştır.

Enver Paşa tarih sahnesine Genç Türkler ihtilâlinin bir yıldızı olarak 23 Temmuz 1908'de çıktı. Makedonya'dan Orta Asya'ya Enver Paşa adlı eserin birinci cildi 1908 İhtilalini hazırlayan şartları ve Enver Paşa'nın yükseliş öyküsünü anlatmaktadır. Bu ciltte;

- Yeni Osmanlılar ve I'nci Meşrutiyet dönemi ile İmparatorluğun durumu,
- 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbinin İmparatorluk üzerindeki etkileri,
- II'nci Meşrutiyeti oluşturan koşullar,
- Balkanlarda milliyetçilik hareketleri ve Osmanlı Avrupasındaki son durum,
- Osmanlı subaylarının Makedonya'daki çete savaşları sonucunda kendi padişahlarına karşı politize olmaları ve teşkilatlanmaları,
- İttihat ve Terakki Cemiyeti faaliyetleri anlatılmıştır.

Cildin eklerinde Enver Paşa'nın aile seceresi ve II'nci Meşrutiyete ait Kanun-î Esasî bulunmaktadır.

MAKEDONYA'DAN ORTA ASYA'YA ENVER PAŞA - II :

Enver Paşa II'nci Meşrutiyet ile birlikte bir yıldız gibi parlar, II'nci Meşrutiyet İmparatorluğun sonunu hazırlayan şartlar bakımından kritik bir devredir. 1908-1914 arasındaki 6 yıllık bu devrede Enver Paşa'yı ümitleri, yenilgileri ve zafer çabalarıyla izlemek mümkündür.

1908'in Hürriyet kahramanı Enver Bey bu kısa devrede Enver Paşa olur ve artık İmparatorluğun tek söz sahibidir. Genç, inançlı, muhteris, hem kaderci hem de kaderini yaratan adam olarak tarih sahnesindedir. Bir küçük evde doğmuştur, bir sarayda yerini alır. Girdiği sarayın kapısında bir gün Padişah olacağına dair inançları vardır, Sarayla olan ilişkilerini artırmak ve hanedana girmek maksadıyla Sultan Abdülmecid'in torunu Naciye Sultan ile evlenir.

Makedonya'dan Orta Asya'ya Enver Paşa adlı eserin II'nci cildi 1908-1914 devresinde Osmanlı İmparatorluğunda yaşanan olayların incelenmesine tahsis edilmiştir. Bu ciltte;

- 1908 İhtilâlini hazırlayan olaylar ve ihtilâlin yapısı,
- İttihat ve Terakki Partisi ve İmparatorluğun kaderi üzerindeki, etkisi,
- 31 Mart olayı,
- Padişah II'nci Abdülhamit'in sonu,
- 1911 Trablusgarp Savaşı ve İmparatorluğun çözülüşü,
- Balkan Harbi mağlubiyetinin nedenleri ve Enver Paşa'nın bu yenilgiden sonra İmparatorlukta tek otorite haline gelmesi,
- Türk Milliyetçilik akımının kuvvetlenmesi,
- Osmanlı İmparatorluğunun I'nci Dünya Harbi'ne giriş neden ve koşulları detayları ile anlatılmaktadır.

MAKEDONYA'DAN ORTA ASYA'YA ENVER PAŞA - III;

Osmanlı İmparatorluğu yorgundu. Trablusgarp ve Balkan Harbi yenilgileri, iç çekişmeler imparatorluğu tüketmişti ve tarihi ömrünü tamamlamak üzereydi. Bu koşullar altında bu devlet aslında I'nci Dünya Harbine girdiği gün yenilmişti, yani Enver Paşa daha baştan kaybedilmiş bir harbe girmişti. Ancak genç, ihtiraslı hayallerine sınır tanımayan bu adam çarkların kendisi için çalıştığına inanıyordu; bu inancı da kendisi gibi genç ve yenilgi kabul etmeyen bir komutanlar kadrosuna sahip olmasından kaynaklanıyordu.

Savaş, Osmanlı Devleti'nin devamı, Osmanlı ülkesinin korunması hatta kaybedilmiş Osmanlı topraklarının geri alınması için yapılıyordu ama devlet Türk devleti değil Osmanlı devletiydi, içinde pek çok etnik unsurları barındırıyordu. Bunlardan Araplar ve Ermeniler hem harp içinde hem de mütareke döneminde Osmanlı devletinin başına büyük problemler açacaklardı.

Birinci Dünya Harbi kaybedildikten ve 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi imzalandıktan sonra; Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa ile birlikte 8/9 Kasım 1918 gecesi bir Alman denizaltısıyla İstanbul'dan Karadeniz'e açıldı ve Kırım kıyılarında Sivastopol yakınlarında Evpatorya'ya giderek ülkeyi terk etti. Enver Paşa bu tarihte 38 yaşındaydı ve barıştan sonra ülkeye dönerek etkili bir şahıs olarak kaldığı yerden devam etmeyi düşlüyordu. Bu dönemde kendisine koyduğu hedef Kafkaslar ve Orta Asya'da yaşayan Türkleri teşkilatlandırmak ve Turan ülküsünü hayata geçirmekti. Her ne kadar bazı Özbek, Tacik ve Türkmen Beyleri ona ''Hakanların hakanı, Padişahların en büyüğü'' dese de ülkesine bir daha hiç dönemeyecekti ve Himalayanın Pamir Dağları eteğinde, Balcıvan'ın Çeğen mevkiinde Bolşevikler tarafından 4 Ağustos 1922'de şehit edilecektir. Makedonya dağlarında hürriyet kahramanı Enver Bey'le açılan bu devre Pamir eteklerinde sona ermiştir, mezarı Abuderya köyündedir.

Bu ciltte;

- Birinci Dünya Savaşında İmparatorluk cephelerinin durumu,
- Sarıkamış Harekatı ve Çanakkale Savaşları,
- Çanakkale'de Mustafa Kemal'in yükselişi ve Enver Paşa ile olan ilişkileri,
- Mustafa Kemal'in 20 Eylül 1917'de Halep'ten Enver ve Talat Paşa'ya gönderdiği mektup,
- Osmanlı ordusunun durumu,
- Rusya'daki ihtilâlin etkileri ve müttefikimiz Almanya'nın tavrı,
- Kafkas İslam Ordusu ve Kafkasya Harekâtı,
- Ermeni Meselesi,
- Enver Paşa ve arkadaşlarının ülkeyi terk edişi,
- Enver Paşa'nın ülkeye dönüş çabaları, TBMM ve Mustafa Kemal'in hareket tarzı,
- Enver Paşa'nın ölümü anlatılmaktadır.


Kaynak:http://www.kho.edu.tr/kutuphane/kitap/ozetler/00026ozet.htm
KİTABIN ADI Sarıkamış
KİTABIN YAZARI Em.Kur.Yarbay Köprülülü Şerif (İlden)
YAYINEVİ VE ADRESİ
BASIM TARİHİ ARALIK 1998
KİTABIN YAYIM MAKSADI Geçmişte Yapılan Hatalardan İbret Alınması

KİTABIN ÖZETİ :

SARIKAMIŞ

Enver Paşa’nın Sarıkamış Harekatını tarih kitapları bir trajedi olarak nitelendirir. Gerçekten de doksan bin insanımızın boşu boşuna ölüp gittiği bu harekat bir trajedidir. Allahüekber dağlarında donarak ölen askerlerimizin iskeletlerinin uzaktan çalı çırpı gibi göründüğünü o dönemde yaşamış olan insanlarda tanık olmuşlardır. Bu görüntüyü rahmetli Orgeneral Refik TULGA 1963’te 3 ncü Ordu Komutanı iken değiştirmiş toplattığı kemikleri toplu bir mezara gömdürerek oraya bir anıt diktirmiştir.

Sarıkamış kuşatma manevrası,3 ncü Ordu’nun bu manevradan önceki bir bucuk aylık süre içerisinde Rusları torağımızdan söküp atamaması yüzünden çıktı. İlk fikri İstanbul verdi. 3 ncü Ordu komutanlığı üstü kapalı bir emir sayılabilecek bu fikri kabul etti ve yerine getirilmesi konusundaki görüşlerini Başkomutan vekaletine arz etti.

Bundan dolayı,kuşatma manevrası kararına 3 ncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa Hazretleri’nin tümüyle karşı çıktığı ve o nedenle görevini bırakmaya zorlandığı hakkındaki kanı yanlış olsa gerekir.

Bu kuşatma manevrası Köprüköy Savaşı’nın yapılması için 3 ncü Ordu Komutanlığı’nın elindeki kuvvetleri tümüyle kullanmadığından kaynaklanan hatanın zorunlu bir sonucuydu.

“Buradan o dağlara baktığımızda,üzerine kar düşmüş çalılıklar görürdük. O çalılıkların kurda kuşa yem olmuş askerlerimizin kemikleri olduğunu oraya gidince anladık. “ Vaktiyle Sarıkamışlı bir ihtiyarın söylediği bu sözler,tarihimizde Sarıkamış Harekatı olarak bilinen facianın boyutlarını özlü bir biçimde yansıtıyor.

Tam doksan bin insanımızın ölümüyle sonuçlanan I nci dünya Savaşı’nda yaşanmış Sarıkamış olayını Falih Rıfkı’nın şu sözleri çok iyi özetliyor ;

“.... Bugün,o hataların yıktığı memleketin harap ve türab enkazı üstünde,bize biraz hürriyet kazandırmak ve yalnız Anadolu ile İstanbul’u ve Edirne’yi kurtarmak için çarpışan Mustafa Kemal Paşa,Doğu Anadolu harap olmamış olsaydı ve eğer yalnız kumandan hatası yüzünden ölüp giden Türkler sağ olsaydılar bugün Yunanlıları denize dökmüş olacaktı. Şimdi Mustafa Kemal Paşa,Hafız Hakkı’nın muhterem mezarı ile arkadaşı Enver Paşa’nın ara sıra Doğu Anadolu harabeleri arkasından beliren hayaletine karşı yumruklarımı sıkıp sorsa ve dese ki:” Dostlar siz ne yaptınız? Türklerin yaşamak ve ölmek için vatana lazım oldukları gün bugündü Doğu Anadolu’yu aradık taradık,o enkaz arasında bir insan ve bir iskelet çıkıyor. Bu kemik olan kahramanlar,bugün hürriyet ve namus için dövüşeceklerdi. Şu hürriyet ve namus mücadelesinde birisinin bile ölmesine güç razı olduğumuz o Ordularca Türk’e nasıl kıydınız?

Not : Kitap özetlerindeki fikirler yazarların özel fikirlerini yansıtmaktadır.

Kaynak:http://www.gata.edu.tr/kutuphane/kitap_ozetleri/Sarikamis.htm