Sarıkamış Harekatı Arşivi blogu, Sarıkamış Harekatı'na dair yayımlanmış her türlü dijital ortama aktarılmış bilgiyi sunmak amacı taşır. KATKIYA AÇIKTIR. Anahtar Kelimeler: Sarıkamış, Harekatı, Faciası, Enver Paşa,donarak, 90.000 şehit, Allahü Ekber dağları, Kafkas Cephesi, Osmanlı, Rus, 1914, İzzet Paşa, Soğanlı, Hafız Hakkı Paşa, kardelen şehitleri

20 Mayıs 2007 Pazar

Bir facianın yıldönümü Bedeli: 90 bin şehit

19l4 yılı aralık ayının son günlerinde Türk orduları korkunç bir facia yaşamış, 90 bin askerimiz Doğu Anadolu'nun karla kaplı dağlarında çoğu donarak, bir bölümü de hastalanarak şehit düşmüştü.

1914 yılının yaz aylarında dostumuz ve müttefikimiz Almanların oyunu ve Başkomutan Vekili Enver Paşa'nın yol vermesiyle Birinci Dünya Savaşı'na girmiştik.

Felaketimiz bu savaşın sonunda geldi. Doğu Anadolu, Kafkasya, Azerbaycan, İran, Irak, Suriye, Romanya (Galiçya), Arabistan, Yemen, Çanakkale cephelerinde savaştık. Sonuçta yenildik. Önce Mondros, sonra Sevr anlaşmalarıyla ülkemiz işgal edildi, parsellendi. Türk tarihinin en acı yıllarıdır.

Ordularımız bazı cephelerde sıcak ve susuzlukla, bazılarında dondurucu soğukla boğuştu. Düşmanla birlikte doğa koşullarıyla savaştık.

***

Adına Sarıkamış faciası diyoruz. Nedir bu? 1914 Aralık ayı sonlarında Türk ordusu Doğu Anadolu'da Rus ordusuyla savaşıyor. Amaç Rusların eline yıllar önce geçmiş olan Kars, Ardahan ve Sarıkamış'ı kurtarıp Kafkaslar'a sarkmak, böylece Rus ordusunu üzerimize çekip Alman ordularına yardımcı olmak!

Fakat ordunun ikmali yok... Gıda, silah, cephane, ilaç, giysi gelmiyor... Çünkü ülkede yol yok. İkmal yapılacak tek yer Trabzon Limanı. İstanbul'dan gemilerle malzeme göndereceksiniz, Trabzon'a gelecek, oradan da olmayan yollarla, hayvan sırtında Doğu cephesine! İstanbul'dan yola çıkan gemileri de Rus donanması avlıyor.

Kış korkunç. Hava sıcaklığı eksi 20'lerde, kar insan boyu. Asker çıplak. Üzerinde lime lime yazlık giysiler, ayağında çarıklar. Yiyecek yok, yatacak yer yok. Dağlardaki ordu donmuş toprağa kazılan ve adına zeminlik denilen köstebek yuvalarında yaşıyor, sacın üzerinde un pişirip bulursa peksimet yiyor. Herkes bitlenmiş durumda.

İşte bu koşullarda Enver Paşa, kolorduların dağlardan aşırılarak Sarıkamış'ı ele geçirmesini emrediyor. 3. Ordu Komutanı İzzet Paşa bunun mümkün olmadığı söyleyip görevinden istifa ediyor.

Enver Paşa, İstanbul'dan gelip komutayı alıyor. Emirler aynı. Sarıkamış alınacak, dönen kurşuna dizilecek.

Paşa cephede. Ordular Allahüekber ve Soğanlı dağları üzerinden yürüyecek, ani bir baskınla Sarıkamış alınacak.

3 kolordudan birinin başına Enver Paşa'nın en yakın silah arkadaşı Hafız Hakkı Paşa geçiyor. Paşalar arasında Sarıkamış'ı önce hangisi alacak rekabeti ortaya çıkıyor.

İki koldan dağlara tırmanış başlıyor. Dağlarda yol iz yok. Binlerce metre yükseklikteki doruklarda aç, çıplak, cephanesiz asker ve malzeme taşıyan katırlar günler boyunca perişan oluyor.

Sonuç tam bir faciaya dönüşüyor.

90 bin Türk askeri bu dağlarda -düşmanla hemen hiç çarpışmadan- donarak ve hastalanarak ölüyor.

Karargáha yapılan bir Rus baskını sonrasında Enver Paşa son anda kaçıp canını kurtarıyor ve kapağı İstanbul'a atıyor! Hafız Hakkı Paşa cephede tifüsten (bitlerden geçen öldürücü hastalık) ölüyor.

Bugün o dağlarda, Almanların hatırına ölüme gönderilen on binlerce zavallı Anadolu çocuğunun (cesetleri kurda kuşa yem olmayanların) toplu mezarları var.

Rus ordusu ilerlemeye başlayıp Erzurum'u ele geçiriyor.

***

Sarıkamış faciasının her yıldönümünde Türk Silahlı Kuvvetleri Erzurum'dan başlayan ve Sarıkamış'ta sona eren bir yürüyüş düzenliyor.

Bu yıl bu yürüyüşe ilk kez sivil toplum örgütleri ve kamu kuruluşları da katılacak. Kafile yarın sabah saat 04.00'te Erzurum'dan araçlarla hareket edecek, aynı yolları izleyip Sarıkamış önlerine gelecek ve son 18 kilometreyi gün boyu yürüyüp Sarıkamış'a ulaşacak.

(Ne yazıktır, dağ başlarında karda kışta donarak can veren 90 bin Sarıkamış şehidini anımsatacak görkemli bir anıtımız yok).

Bu yürüyüş öncesinde çok merak ediyorum, acaba bizim medyamız bu olaya hangi ölçüde ilgi gösterecek! Pazar ve pazartesi günleri televizyonlara, pazartesi günü gazetelere bakıp görürüz!

Bu iş popstar yarışması değil, televole değil, içinde göbek atmalar yok, baldır bacak yok, mankenler yok, din sömürüsü yok, AB tıraşı yok.

90 bin kişi birkaç gün içerisinde can vermiş, vermeselerdi! Medyamıza ne, kime ne canım!

Emin Çölaşan

Kaynak: http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2003/12/20/387899.asp

Hiç yorum yok: